7 Kasım 2009 Cumartesi

World In Conflict


Gerçek zamanlı strateji oyunlarını seven ama iyi oynayamayan bir oyuncuyumdur. Bir yandan üretimi kontrol etmek, bir yandan düşmanı takip etmek bir yandan da saldırı için taktik geliştirmek nedense bana hep zor gelmiştir. (Heroes sevmemin bir nedeni de düşünmek için bol zaman vermesi galiba) Bu noktada World In Conflic(wic) biraz farklı olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü o bir "taktik strateji".

Peki nedir taktik strateji? Şöyle söyleyeyim; bu türde üretim ile ilgilenmenize gerek yok. İhtiyacınız olan tüm birimler size verilir ve yapmanız gereken ne ise onu yaparsınız. Yani sadece savaş stratejisi üzerine yoğunlaşmanız gerekir. Aslında taktik strateji türü bu oyunla ortaya çıkmış birşey değil. Yıllardır Blitzkrieg serisinin yaptığı da buydu. Yalnız iyi diğebileceğimiz bir ilk oyundan sonra gelenler temcit pilavı mahiyetinde olması nedeniyle işin tadı kaçtı ve Blitzkrieg adını pek duyuramadı. World In Conflict'in ise bu türün başarılı bir örneği olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Neye dayanarak bunu söylüyorum, dilimin döndüğü kadar açıklayayım.

Türü ne olursa olsun bir strateji oyununda yapılabilecek en ölümcül hata birimler veya ırklar arası dengeyi tutturamamaktır. World In Conflict'te iki devletin aynı tür birimleri arasında bir fark yok. Bazı birimlerin özel yetenekleri değişebiliyor ama bunların genelde büyük bir fark yarattığını söylenemez. Asıl fark, farklı tür birimler arasında. Burada tür dediğim şey; piyade, zırhlı birimler, hava birimleri ve destek birimleri olarak ayrılmış dört farklı rol. Bu roller taş, kağıt, makas oyunundakine benzer bir üstünlük ilişkisine sahipler. Mesela hava birimleri(helikopterler) tanklara karşı çok etkililer ama destek rolünün uçak savar birimlerine karşı hemen hemen çaresizler. Hava birimlerine karşı etkisiz olan tanklar ise uçak savar birimlerini yok etmek için bire bir. Bu birimler arası ilişkiden daha önce karşılaşmadığımız bir çoklu oyuncu modu doğmuş. Tek oyuncu modunda tüm rolleri kullanma hakkına sahibiz ama çoklu oyuncu modunda öyle değil. İyi ki de değil, bu sayede tamamen takım oyunu üzerine kurulmuş sıradışı bir mod çıkmış karşımıza. Takım oyununu beceremeyen taraf çok çabuk çuvallıyor. Ne kadar iyi bir oyuncu olursanız olun düşman helikopterleri tanklarınıza saldırdığında arkadaşınızın uçaksavar birimleri yanınızda değilse yapabileceğiniz tek şey ona haber ulaştırmak ve beklemek.
Çoklu oyuncu modundan bahsetmişken oyunda bir rütbe sisteminin bulunduğunu da belirtip bu mevzuyu kapatıyorum.

Tek kişilik senaryo modu ise klişe senaryo yüzünden biraz baltalanıyor. Soğuk savaş sırasında ekonomik olarak çökmenin eşiğine gelen Ruslar kapitalist ülkelerden kendisine yardım yapmasını yoksa kendilerine saldıracağını söyler. Bunu dikkate almayan Avrupa Rusya'nın hışmına uğrar. Sıra Amerikaya gelir ve Rus birliklerinin Amerikaya çıkması ile senaryo başlar. Bu bayatlamış kahraman Amerikan ordusu üzerine kurulmuş senaryodan pek bir beklentiniz olmasın ancak bazen askerlerin kişisel hikayelerini anlatan ara videolar iyi olabiliyor. Özellikle Anton ve Mike karakterlerine dikkat edin.

Oyunun teknik yönüne de getirebileceğim pek fazla eleştiri yok. Grafikler, çıktığı zaman ki strateji oyunları arasında tartışmasız en iyisidi. Birimlere yaklaşıp incelediğinizde 3-5 yıl öncesinin fps oyunlarında görebileceğimiz detaylara sahip olduğunu göreceksiniz. Fizik motorunun ise nadiren saçmaladığına tanık oldumsa da aşırı derecede göze batacak bir durum olmadığını söyleyebilirim. Ayrıca birimlerin harita ile etkileşimi daha önce hiçbir strateji oyunun da görmediğim kadar detaylı. Binalara girmesini istediğim piyadeleri binanın yıkık yerlerinden pencerelerden görünce şaşırdım doğrusu. Bir kilisenin çan kulesine çıkmasını istediğiniz keskin nışancıyı çıktığı yerde beklerken görebilmek güzel bir ayrıntı olmuş.

Yazacaklarım bu kadar. Dilimin döndüğü kadar World In Conflict'i anlatmaya çalışıtım. Aylardır oynadığım bu oyunu ömrümün kayıt defteri olan bloguma yazmamak ayıp olurdu. Neyse artık bu yükten kurtulmuş oldum :) Ne diyorsun sevgili blog? Hıı tamam. Yük değilmiş efenim zevkmiş zevk...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder