Edebiyat veya sinema üzerine kafa patlatmaya mecali olan birisi değilimdir. Bu iş sağlam bir bilgi birikimi gerektirir muhakkak, fakat okuduğumuz bir eseri, izlediğimiz bir filmi gücümüz yettiğince sorgulamak da o eserin hakkını vermek açısından gereklidir diye düşünüyorum. Aksi halde yaptığımız iş sıradan bir ameliye ya da eseri tüketip atmak olur.
Yüzüklerin Efendisi serisi için böyle bir uğraşı içine girdiğimde kafamda oluşan bazı şeyler vardı ama herşey zıddı ile kaimdir derler asıl önemli şeylerin farkına Game of Thrones adlı dizinin 3. sezonunu izledikten sonra vardım. Bu zıtlığı birer kelimeyle açıklama zorunluluğum olsa Yüzüklerin Efendisi için "umut" Game of Thrones için "nihilizim" kelimelerini seçerdim. Game of Thrones' u bu karşılaştırma da "umut" kavramının karşısına koydum fakat şunu belirteyim umuttan kastım tüm düşmanların yok edildiği, intikamların alındığı bir "mutlu sona" dair olan beklenti değil. Zaten seri sonuçlanmadı, büyük ihtimalle böyle bir "mutlu son" gerçekleşecektir. Benim kastettiğim iyiliğe ve erdemliliğe karşı duyulan inançtır. Game of Thrones 'da aslında bu inanç sorgulanıyor. Yani erdemli kalarak bir mücadele vermenin mümkün olmadığı sonucu çıkıyor. Alıştığımız hikayelerde bu kavramlara sırtını dayayan kahramanlar çektikleri tüm acılara rağmen adaleti yerine getirebilirler. Hatta en sıkıntılı, herşeyin bittiğini düşündüğüz anlarda bazen ilahi eli temsil eden o yardım ulaşır. Yüzüklerin Efendisi'ndeki kartallar sahnesi buna güzel bir örnektir mesela.
Fakat Game of Thrones'da böyle bir kırılma noktası ile karşılaşmadım hiç. O en zor anlarda, tamam şimdi gerçekleşecek diye beklediğiniz anlarda dizi size karanlığın, komplonun, ihanetin, erdemi diri diri yiyişini tüm çıplaklığı ile gösteriyor. Spoiler olmasın diye bu anlardan örnek vermiyorum. Bu anlar intikam duygusundan ve öfkesinden güç alan ve oyunu karanlık tarafıyla oynamaya hazır bir "iyi" karakterin altyapısını hazırlıyor. Yine Yüzüklerin Efendisi' ne baktığımızda iyi karakterlerin aynı zamanda bilge bir tarafı olduğunu görürüz. Burada kastım yanlızca Gandalf değil diğer tüm iyi karakterlerin sizi yarıyolda bırakmayacağına inandıran yanınızda olduğu sürece cehennemin kapısına kadar savaşırım dedirten bir tarafı var. Evet ihanet hikayeye dahil birşeydir mesela Saruman' ın ihaneti buna örnektir ama buna karşı hiçbir koşulda safını değiştirmeyecek bir Gandalf vardır. Burada erdem yerinden asla oynamayacak sağlam bir kaya gibidir. Game of Thrones' da ise herşey sorgulanabilir bir haldedir.
Sanırım Game of Thrones' un bu tarzı modern bir şey. Sanırım dedim olayın o kadarına tam olarak vakıf değilim. Ama kadim hikayelere baktığımızda bir fark görebiliyoruz. Onlar insanı iyiye ve doğruya götüren birer rehber gibidirler. J. R. R. Tolkien ' in eserini kadim hikayelere daha yakın buluyorum.
Bilmiyorum meramımı doğru düzgün anlatabildim mi? Umuyorum ki aşağıdaki video buna biraz yardımcı olur.
Yüzüklerin Efendisi serisi için böyle bir uğraşı içine girdiğimde kafamda oluşan bazı şeyler vardı ama herşey zıddı ile kaimdir derler asıl önemli şeylerin farkına Game of Thrones adlı dizinin 3. sezonunu izledikten sonra vardım. Bu zıtlığı birer kelimeyle açıklama zorunluluğum olsa Yüzüklerin Efendisi için "umut" Game of Thrones için "nihilizim" kelimelerini seçerdim. Game of Thrones' u bu karşılaştırma da "umut" kavramının karşısına koydum fakat şunu belirteyim umuttan kastım tüm düşmanların yok edildiği, intikamların alındığı bir "mutlu sona" dair olan beklenti değil. Zaten seri sonuçlanmadı, büyük ihtimalle böyle bir "mutlu son" gerçekleşecektir. Benim kastettiğim iyiliğe ve erdemliliğe karşı duyulan inançtır. Game of Thrones 'da aslında bu inanç sorgulanıyor. Yani erdemli kalarak bir mücadele vermenin mümkün olmadığı sonucu çıkıyor. Alıştığımız hikayelerde bu kavramlara sırtını dayayan kahramanlar çektikleri tüm acılara rağmen adaleti yerine getirebilirler. Hatta en sıkıntılı, herşeyin bittiğini düşündüğüz anlarda bazen ilahi eli temsil eden o yardım ulaşır. Yüzüklerin Efendisi'ndeki kartallar sahnesi buna güzel bir örnektir mesela.
Sanırım Game of Thrones' un bu tarzı modern bir şey. Sanırım dedim olayın o kadarına tam olarak vakıf değilim. Ama kadim hikayelere baktığımızda bir fark görebiliyoruz. Onlar insanı iyiye ve doğruya götüren birer rehber gibidirler. J. R. R. Tolkien ' in eserini kadim hikayelere daha yakın buluyorum.
Bilmiyorum meramımı doğru düzgün anlatabildim mi? Umuyorum ki aşağıdaki video buna biraz yardımcı olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder